28 Haziran 2009 Pazar

Pentax Turkey

<-Önceki SayfaSonraki Sayfa->

Bu haftasonu Pentax Turkey forumundaki arkadaşlar ile buluştuk. Kalabalık değildik, sadece 3 kişiydik ama iyi eğlendik.



İlk önce Tolga ile buluştuk. Tolga seneye üniversite sınavına girecek bir lise öğrencisi. 1.5-2 ay önce Pentax K100d Super tipi bir makine edinmiş. Aynı zamanda RC (Ufak, benzinle çalışan model yarış arabaları) meraklısı. Buluşmalara Pentax sahibi olmadan önce de katılıyormuş. O yüzden lakabı "Çakma Pentaxçı" ya çıkmış :)



Sonra Hamit bey geldi. Gelir gelmez de Galata kulesinin üzerindeki bulutları göstererek "Pamuk gibiler bunları çekmemiz lazım" dedi. Hamit bey deri işi ile uğraşıyor. Onda da Pentax k20d var. Bir kaç ay önce kit lensin yanına DA* 50-135mm f/2.8 tip objektif edinmiş. Hamit bey aramızda en tecrübelimizdi.

Sabah saat 10:00'da Yeni Cami önünde bir araya geldikten sonra kahvaltı etmeye gittik. Kahvaltımızı ettikten sonra da Hayyam pasajına uğradık. İstanbul'daki bir çok fotoğrafçının uğrak yeri olan Hayyam pasajına ilk kez gidiyordum. O yüzden bir parça heyecanlıydım aslında. Pasaja girince niye bu pasajın bu kadar ünlü olduğunu anladım.

Sevgili okur. Sen sen ol, eğer kafanda almayı düşündüğün özel bir parça yoksa cebinde para ile Hayyam pasajına gitme. Pasaja girer girmez batmaya başlıyor. Çevrendeki bir sürü objektif ve aksesuvar seni çağırıyor, "Gel beni al" diyor. Eğer almak istediğiniz bir şey varsa bile iyice araştırma yapmadan gitmemek lazım. Bir de mümkünse daha önce gitmiş biri ile gitmek lazım.

Bu konuda şanslıydım çünkü hem Tolga hem de Hamit bey daha önce buraya gelmişti ve Pentax ekipmanlarının nereden alınabileceğini biliyorlardı. Fazla oyalanmadan Vehbi ağabey'in dükkanına gittik. Ben bir süredir Close-Up filtre almayı planlıyordum. Vehbi Ağabey ile ufak bir pazarlık yaptıktan sonra, +1, +2 ve +3 değerlikli 3 adet Close-Up filtre aldım.

Buradayken bir kaç lens de denedik. Ben 35mm f/2.8 Asahi tam manuel lens takıp denedim. Açıkçası tam manuel lensi kullanması zor. Bulunduğumuz yerdeki ışık da azdı. Bu yüzden pek başarılı fotoğraflar çekemedim. Ama içime bir kurt düştü. Her ne kadar ben becerememiş olsam da, lensi kendi başına ayarlamak değişik bir zevkmiş. Bu lenslerin fiyatları da uygun. diğer otofokuslu lenslere göre oldukça ekonomik. Açıkçası almayı bile düşündüm.

Bana da batmış, değil mi? :)

Zamanı geldiğinde ve içerisini tam öğrendiimde Hayyam pasajı ile ilgili ayrı ve geniş bir yazı da yazacağım.



Hayyam pasajından ayrıldıktan sonra Sultanahmet'e çıktık. Pek fotoğraf çekmedik ama bol bol sohbet ettik. Arada aldığım Close-Up filtreleri de test etme şansım oldu. Close-Up filtreler, aslında bildiğimiz gözlük camları. Her bir lensin üzerinde "gözlük numaraları" da var. Bu filtreleri objektifimizin ön kısmına yerleştiriyoruz. Yani objektifi gövdeden çıkarmaya gerek kalmıyor. Bu filtreleri taktığımızda uzak bir noktaya odaklama yapma yeteneğimiz ortadan kalkıyor. Bunun karşılığında çok yakına odaklama yapabiliyoruz.



Bu fotoğraf ufak bir goncanın fotoğrafı. +3 dioptri değerli filtre ile çekildi. Köşelere doğru netlik kaybı var biraz ama açıkçası beni çok rahatsız etmiyor. Bu fotoğrafı çekerken bu goncaya çok yaklaşmıştım. 18-250 lensim ile artık bir sürü makro fotoğraf çekebilecektim!!


(5 kareden HDR)

Sultanahmet'te biraz gezdikten sonra Sirkeci'ye geri döndük. Hamit Bey'in "Pamuk" bulutlarının da fotoğraflarını çektik :) Pentax Turkey üyelerinden Mustafa bey'in gelmesini bekledik. Onunla da tanıştıktan sonra benim için ayrılma vakti gelmişti.

Tek başına fotoğraf çekmektense, bu işe ilgi duyan başkaları ile birlikte fotoğraf çekmek çok daha zevkli ve verimli oluyor. Bu yüzden bütün Pentax kullanıcılarının Pentax Turkey'e üye olmalarını tavsiye ediyorum. O gün çektiğim diğer fotoğraflara Buraya tıklayarak erişebilirsiniz.

Işığınız bol olsun.

<-Önceki SayfaSonraki Sayfa->

Hiç yorum yok: