12 Nisan 2009 Pazar

Güç Bende Artık

<-Önceki SayfaSonraki Sayfa->


Nerede kalmıştık?

ÖnceSonra




Yuvarlaklar ve Eğriler yazımda ada gezimizden bahsetmiştim. Aya Yorgi'ye kadar çıkıp, yemeğimizi yedikten ve daha önemlisi dinlendikten sonra aşağıya inmeye başladık. Yokuş aşağı inen yolun ilk düzeldiği yer bir çok yolun birleştiği geniş bir alandı. Adanın faytonları da bu noktayı durak olarak kullanıyorlardı. Orjinal fotoğrafı, daha doğrusu orjinal fotoğrafları burada çektim.

Aslında HDR elde etmek için çektiğim 3 fotoğraflı çekim yöntemimi, nasıl HDR fotoğraf çekilmez! olarak da anlatabilirim. Orjinal fotoğrafı 18mm odak uzunluğunda, f/6.3 Aperatür genişliğinde, 1/500s enstantane değerinde ve ISO 400 hassaslıkta çektim. Fotoğrafı çekerken ayaktaydım, makine elimdeydi ve ana obje olan fayton dışında hiç birşeye dikkat etmedim. Peki doğrusu nasıl olmalıydı?

HDR fotoğrafları çekerken çok dikkat etmemiz gereken üç nokta var. Birincisi basit: ISO 100'de çekim yapın. ISO değeri ne kadar düşük olursa, gürültü o kadar az olacaktır. HDR fotoğrafın işlenmesi bittiğinde bütün detaylar abartılı bir şekilde ortaya çıkar. HDR programları, gürültü ile detay arasındaki farkı algılamakta zorluk çekebilir. Bu sebeple olabildiği kadar az gürültülü bir şekilde fotoğrafları çekmeniz gerekiyor.

İkincisi makinenizin ayarlarını doğru yapın. Bir önceki yazımda elde edilecek 3 fotoğrafın parlaklık ayarlarının enstantane hızı ile sağlanması gerektiğini yazmıştım. Gerçekten de aperatür değeri her 3 fotoğraf için aynı kalmalıdır. Değişen tek değer enstantane hızı olmalıdır. Makinelerimizin bunu sağlayabilecek iki modu var. Av(Aperature priority) ve M(Manual Exposure). Makinelerin çalışma modları ile ilgii ayrıntılı bilgi için başka bir yazı beklemeniz gerekecek. Fakat HDR için gerekli işlemleri şimdilik kısaca anlatacağım.

Hem M modunda hem de AV modunda ilk yapacağımız iş bir aperatür değeri seçmek. Tavsiyem kullandığınız lens'in en geniş aperatür değerini 1 tam durak indirmek. Örneğin standart 18-55 kit lensinizin 55mm'deki en geniş aperatürü f/5.6'dır. Bu durumda f/8 aperatür değerini seçmek size lensden alabileceğinz en keskin görüntüyü verecektir.

M modunda çekimde yapmamız gereken uygun bir aperatür değeri seçip, bu değeri sabit tutarak enstantane hızını değiştirmek suretiyle istenilen pozlamaları yakalamaktır. Seçtiğiniz enstantane için oluşan pozlama değerini(parlaklık durumunu), vizördeki parlaklık cetvelinden gözlemleyebilirsiniz. Amacımız, parlaklık cetvelı -2'deyken bir fotoğraf, 0'dayken bir fotoğraf ve +2 deyken bir fotoğraf edinmek.

Av modunda seçtiğimiz aperatür değeri mutlaktır. Aperatür değerini ayarladıktan sonra, parlaklık cetvelinden istediğimiz parlaklık değerlerini (-2, 0, 2) seçeriz. Makinemiz bu değerlere karşılık gelen enstantane değerlerini otomatik olarak hesaplar ve fotoğraflarımızı bu değerler ile çekeriz. Benim bu tip çekimler için tercih ettiğim mod AV modu. Çünkü Auto-Exposure Bracketing'e izin veriyor!!!

Peki nedir Auto Exposure Bracketing? Makinelerin menülerinde ve/veya üzerindeki tuşlarda bulunan bir özelliktir Auto Exposure Bracketing(AEB). Teker teker -2, 0, 2 değerlerini siz seçeceğinize, menüler aracılığı ile AEB aralığını -2 0 2 olarak belirleyip AEB yi aktive ediyorsunuz. Bu noktadan sonra 3 kere deklanşöre basıyorsunuz. İlk basışınız normal, ikinci basışınız karanlık, üçüncü basışınız da aydınlık fotoğrafı çekmenizi sağlıyor. Yani siz sadece ayarları önceden yapıyorsunuz ve 3 kere deklanşöre basıyorsunuz. Bu, HDR çekerken dikkat etmeniz gereken üçüncü ve en önemli kural için son derece kritik bir özellik!

Üçüncü ve en önemli kural şu: Kadrajı sabit tutun! Basit görünse de son derece zor bir iştir. Tek bir pozda sabit tutmak yapılabilir olsa da her 3 pozun da tamamen aynı kadraja sabit olmasını sağlamak ciddi bir el kabiliyeti ister. Hele her deklanşöre basmadan önce pozlamada değişiklik yapacaksak (Manual mod, AEB'siz Av modu) kadrajı sabit tutmak iyice imkansızlaşıyor. Eğer el kabiliyetimiz bunun için yeterli değilse üzülmeyin, kolayı var: Bir tripod ve deklanşör kablosu edinin!

Tripod ile makineyi sabitlediğinizde , Av modunu kullanıp AEB ayarını yaptığınızda ve deklanşöre basmak yerine, deklanşör kablosu (cable release) kullandığınızda, kadrajı oynatacak neredeyse her etkenden kurtulmuş oluyorsunuz. Tam olarak bütün sarsıntıdan kurtulmak için yapabileceğimiz bir şey daha var: Makinenin "Custom Functions" bölümünden Mirror lock'u aktive etmek. Bu sayede deklanşöre ilk bastığınızda SLR makinanızın sensörünün önündeki ayna kalkar, ikinci basışınızda fotoğraf çekilir. Bunun amacı, ayna yukarı kalkarken makinede oluşabilecek herhangi biri fiziksel titreme veya sallantının görüntüye etki etmesini engellemektir.

Kadrajı sabit tutma kısmında dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var: Kadrajdaki objelerin de sabit durmasını sağlamak. Bunu her zaman sağlayamayabilirsiniz. Mesela fotoğrafını çekmeye çalıştığınız faytona bağlı olan atlardan biri siz fotoğraf çekerken kafasını oynatabilir veya fayton'un sağ tarafında hareket etmekte olan bir bayan bulunabilir. Burada ihtiyacınız olan şey sabır ve zaman. Yeterince sabrederseniz, herşeyin sabit durduğu kısa bir süre elde edebilirsiniz. Bu süre içerisinde de gerekli çekimi gerçekleştirebilirsiniz.

Ben bu fotoğrafı çekerken, en büyük eksiğim işte bu iki faktördü. Çoktan yola çıkmıştık ve eşim ile diğer arkadaşlarım beni bekliyorlardı. Bırakın tripod kurmayı, fotoğrafı çekmeye bile vaktim yoktu. Hızlı bir şekilde makinemi Av moduna aldım. Çekim seçeneklerinden sürekli çekimi(continuous shooting) seçtim. Bu sayede deklanşöre basılı tuttuğum sürece makinem fotoğraf çekmeye devam edecekti. AEB ayarlarına girip AEB aralığını -2, 0 ,2 olacak şekilde ayarladım. Makineyi faytona çevirdim, odakladım, nefesimi verdim, konsantre oldum, gözlerimi kapattım ve yavaşça deklanşörü indirdim.

Canon Eos 400D'nin o muhteşem deklanşör sesi 3 kere yankılandı. Biliyordum ki üçüncü poz en uzun sürecek pozdu. Üçüncü deklanşör sesini duyduktan sonra duruşumu ve pozisyonumu bozmadım. Acele etmedim ve deklanşör sesinin 4. kez tınlamasını bekledim. Ancak bu sayede ilk 3 fotoğrafın sorunsuz çıktığından emin olabilirdim. Deklanşör sesini 4. kez duyduktan sonra koştura koştura bizimkilerin yanına gittim. Sonuçları eve gittiğimde alacaktım.

-2 EV (Koyu)0 EV (Normal)+2 EV (Parlak)




Eve geldiğimde makinemdeki bütün dosyaları harddiskime aktarıp, raw dosyaları işlemeye başladım. Bu 3 fotoğrafı bir kenara ayırdım. Diğer dosyalar ile işim bittiğinde sıra HDR fotoğrafa gelmişti. Photomatix'i çalıştırdım. Bu üç fotoğrafı seçip, raw olarak photomatix'e sürükleyip bıraktım (JPG olarak da yapabilirsiniz).

Photomatix, bu üç raw dosyayı yükler yüklemez bana bu dosyalar ile ne yapmak istediğimi sordu. Ben de HDR görüntü hazırla (Generate HDR Image) seçeneğini seçtim. bunun ardından karşıma bir kaç seçenek seçebildiğim bir menü çıktı. Eğer çekim esnasında yukarıda anlattığım noktalara dikkat etmemişseniz (benim gibi), buradaki seçenekler sayesinde photomatix'in fotoğraflara ufak ön müdahelelerde bulunmasını ve bu durumu düzeltmesini sağlıyorsunuz. Photomatix otomatik olarak kadrajlardaki kaymaları, gürültü miktarını ve kadrajdaki hareketli nesneleri düzeltmeye çalışır. Aslında bu konuda da gayet başarılı diyebilirim. Bu noktada fotoğrafın genel ısısını, yani beyaz dengesini de ayarlayabiliyorsunuz.

Bu aşamayı geçtikten sonra.....bekliyorsunuz. Photomatix sizin için HDR dosyasını hazırlar ve 60s-100s içerisinde size sunar. Karşınıza gelen görüntü son derece yüksek miktarda kontrast bilgisi içeren bir görüntüdür. Ekranlarımız bu görüntüyü görüntüleyecek kifayete sahip olmadığından bu noktada sizin müdahele etmeniz gerekir. Bu yüzden bu ekranda bulunan kocaman Tone Mapping tuşuna basıyoruz ve karşımıza sihirin başladığı yer geliyor.



Bu ekranda bulunan 14 seçenek sayesinde fotoğrafımızı bir sanat eseri haline getirebiliriz. Fakat nerede duracağımızı bilmemiz lazım. Bu menüdeki bütün ayarlar çok kuvvetli ayarlar. Her biri fotoğrafın görüntüsünde çok ciddi fark yaratıyor. Biraz deneme yanılma ile siz de fotoğraflarınıza hayat katabilirsiniz.

Bu tonama esnasında kullanabileceğiniz bir kaç tavsiyem olacak:

- Strength'i yüksek tutun. Bu ayar Master Volume ayarı gibi bir ayar. Maksimuma çıkarmayın, fakat az da tutmayın.
- Light Smoothing i ya 4 ya da 5'de tutun. Daha aşağısında fotoğraf, daha çok tablo haline gelmeye başlıyor.
- Black point'i 1 White point'i de 4 civarında tutmak benim gördüğüm kadarıyla en sağlıklı sonuçları veriyor.
- Temperature (renk ısısı) ayarını HDR dosyayı oluşturmaya başlarken yapın. Burada 0 da tutun.
- Microsmoothing'i düşük bir seviyede tutun ama hiç bir zaman 0 yapmayın. Yoksa yüksek miktarda gürültüyle karşılaşırsınız.
- Luminiosity fotoğrafa parıldayan bir görüntü verir, fakat aşırı kullanımı sonucunda objelerin çevresinde istenmeyen ışık alanları oluşur(halo)
- HDR tonlama işlemi, gürültü yaratan bir işlemdir. Fotoğrafla işiniz bittikten sonra Neat Image programını kullanarak istenmeyen gürültüden kurtulabilirsiniz.

Sonuçtan mutlu olduğunuz zaman Process tuşuna basın....ve HDR çalışmanız tamamlansın!!



Son bir uyarı yapmak istiyorum. HDR yani "Geniş Dinamik Kontrast Aralığı" her zaman uygulanmaması gereken bir teknik. Eğer fotoğrafını çekmek istediğiniz görüntüde hem yüksek miktarda ışık, hem de gölgeler mevcutsa HDR tekniği manalı bir sonuç veriyor. Eğer fotoğraf çektiğiniz ortamda yüksek ışık farklılıkları yoksa, Tek bir fotoğraf çekip uygun bir histogram düzeltmesi ile çok güzel sonuçlar elde edebilirsiniz. Hatta Photomatix'in yeni versiyonları sadece tek bir raw dosyasını alıp üzerinde tonlama yapmanıza fırsat tanıyor.

Raw dosya çekmiyorsanız bile photomatix'in gelişmiş tonlama seçeneklerinden faydalanma şansınız var. JPG dosyanızı DPP'de açın ve farklı bir isimle TIFF uzantılı olarak kaydedin(Exif İÇERMEYECEK şekilde), Histogram eğrisinin en orta noktasını tutun ve bir kare sola çekin. Fotoğrafın parlaklığı ciddi bir şekilde artacaktır. Farklı bir isimle (Yine TIFF) kaydettikten sonra aynı işlemi tekrarlayın fakat bu sefer orta noktayı sola değil sağa doğru bir kare çekin. Fotoğrafınız kararacaktır. Bunu da farklı bir isimde kaydedin(TIFF). Bu üç dosyayı photomatix'e atıp "Çakma HDR" çalışması yapabilirsiniz.

Bir sonraki yazımda makine modlarını ve bu modların kullanım yerlerini anlatacağım.

Işığınız bol olsun.

<-Önceki SayfaSonraki Sayfa->

2 yorum:

tubik dedi ki...

Aslında tripotsuz bir çekim için gayet başarılı bana göre bu resimler. Yani üçünü ayrı ayrı düşünürsek çok da farklılık yok gibi..
HDR gerçekten ilgi çekici bir uygulama, ancak bazı durumlarda (senin de dediğin gibi fazla ışık farklılıkları yoksa) çok gerekli değil hatta gereksiz abartı kattığı bile söylenebilir.

Makina modları ile ilgili yazını merakla bekliyorum çünkü hala sevgili Canon'umla kompakt makina mantığından öte bir ilişkimiz olamadı.. :)

Bir de fotoğrafla ilgili takip ettiğin Türkçe ve İngilizce sayfaları ve dergileri de paylaşırsan çok sevinirim. Düzenli takip edebileceğim yayınlar bulamadım, çok da araştıramadım.

Yine çok güzel bir yazı olmuş. Ellerine sağlık.

Ender dedi ki...

Türkçe sayfa olarak çekilen fotoğrafları takip etmek en iyi eğitim diye düşünüp Fotokritik'i takip ediyorum. Ayrıca FotoAtolye'de çok güzel eğitim videoları var.

Bir de şu torrentler sana yardımcı olabilir:

30 Kitap

Kral Program

HDR için lazım