F/durağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
F/durağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Manual Lens

<-Önceki SayfaSonraki Sayfa->

18-250mm lensimi çok seviyorum ama bir sorunu var. Düşük ışıkta performansı pek iç açıcı değil. Zaman zaman keşke aperatür değeri daha geniş olsa dediğim oluyordu.

Bir de geçtiğimiz hafta içime bir kurt düştüğünü söylemiştim. Manual lensi kullanmak eğlenceli gelmişti. Her zaman olduğu gibi bu kurt içimi kemirmeye devam etti.

Sonuç olarak artık ben de bir adet geniş aperatürlü, sabit odaklı, manual lens sahibiyim :)

50m odak uzunkluklu ve en geniş aperatür değeri 1.4 olan bu lensi, Pentax Turkey forumlarından Özgün Bey'den aldım. Lens son derece temiz kullanılmıştı ve herhangi bir defosu yoktu. Fiyatta da anlaştıktan sonra Özgün bey lensi Kayseri'den postaladı.

Bir gün içinde lens elimdeydi.



Pentax SLR modellerinin isimlerinin K ile başlamasının bir sebebi var. Ön taraftaki lens takılan bölgeye "K-Mount" deniyor. Pentax'ın bütün modelleri, bugüne kadar üretilmiş bütün K-Mount lensler ile kullanılabiliyor. Yani 1960'lerden kalma lensleri bile makinemize takabiliyoruz. Tek yapmamız gereken özel ayarlar menüsününden aperatür halkasının kullanıcı tarafından değiştirilmesine izin veren seçeneği açmak.

Tabii ki bu lenslerde oto fokus, otomatik aperatür değeri ayarlama gibi işlemler yok. Aperatür değerini makineden değil, lensin üzerinden ayarlıyorsunuz. Lensin üzerindeki aperatür halkasını her çevirdiğinizde aperatürün değiştiğini lensin üzerinden gözlemleyebiliyorsunuz.

Lensi makineye takıp çalıştırdığımda karşıma bir menü çıkıyor. Bu menüden lensin odak uzunluğunu seçiyorsunuz. Bu sayede titreşim engellemeyi düzgün bir şekilde kullanabiliyorsunuz.

Makinenin modlarının artık bir manası yok, çünkü ışık ölçümü sonunda kullanabileceği bir değer yok. Aperatür değerini makine bilmediğinden dolayı ışık değerini okuyup uygun bir enstantane değeri öneremiyor. Bu yüzden makineyi M moduna alıyoruz ki enstantaneyi kendimiz ayarlayabilelim.



Bu noktada makine yine de bize yardım edebiliyor. Diğer makinelerde nasıl yapıldığını tam bilmiyorum. Ama Pentax'da M modunda yeşil tuşa bastığımızda aperatürü gerekli değere ayarlayıp ışık ölçümü yapıyor ve bir enstantane değeri sunuyor. Bu sayede aperatürü kendimiz ayarlamamızdan kaynaklanan sorunları bir parça aşmış oluyoruz. Makinemizi Av modunda çalıştırıyor gibi oluyoruz da diyebiliriz.

Fakat bu lensi kullanmanın en zor kısmı odaklama.

Odaklama halkası son derece yumuşak bir halka. Hiç bir takılma olmadan rahatça çevirebiliyorsunuz. 270 derece kadar dönen bu halka sayesinde odaklamayı yeni nesil kuzenlerine göre daha hassas yapabiliyorsunuz. Fakat f/1.4 aperatürde alan derinliği son derece az olduğundan doğru noktaya odaklayıp odaklayamadığınıza tam emin olamıyorsunuz. Her ne kadar görüntü vizörden net gözükse de, sensör üzerinde oluşan görüntü o kadar net olmayabiliyor.


(50mm, f/1.4, 1/30s, ISO 640)

Örneğin bu fotoğrafı geçen cumartesi akşamı kardeşim Caner'in İstanbul'a geri gelmesini kutlamak için Asmalı Mescid'e gittiğimizde çekildik. Fotoğrafı Caner çekti. Her ne kadar Selin çok net çıkmış olsa de ben odağın dışında kaldım. Bunu Canere belirttiğimde Caner bir fotoğraf daha çekti.


(50mm, f/1.4, 1/30s, ISO 640)

Burada da ben odaktayım ama Selin arkada kaldı. Normalde bu tip fotoğrafları kit lenslerimiz ile çekmeye kalkıştığımızda enstantane değeri çok düşük kalacağından flaş kullanmak zorunda kalırız. Fakat düşük aperatürli bir lens ile enstantane değerini dert etmemize pek gerek kalmıyor.

Hele bir de In-Body Shake Reduction oldu mu gece fotoğrafları çekmekte enstantaneyi hiç dert etmiyorsunuz.

Fakat odaklamayı ciddi bir şekilde dert ediyorsunuz.

Odaklama olayı için liveview kullanmak bana daha uygun geldi. Yeşil düğme ile ışık ölçümü yaptıktan sonra live view a geçip direkt bu noktada manual bir şekilde odak ayarı yapıyorum. Liveview da digital zoom yaparak fotoğrafa yaklaşıp keskin bir görüntü elde edene kadar odaklamak mümkün.

Açıkçası bu çekimleri yaparken keşke 50mm değil de 30-35mm olsaydı dediğim oldu. Fakat çok sorun etmiyorum. Sonuçta bu lensi manual lensleri kullanmayı öğrenmek için aldım. Çünkü yeni nesil lens fiyatları çok el yakıyor. Örneğin 50mm f/1.4'ü otofokuslu olarak almaya kalksam, bu lense verdiğim paranın 5-6 katı para vermem gerekiyordu.

Manual odaklamayı ve bu lensi kullanmayı bir şekilde çözdükten sonra önümde yeni bir olasılık açılıyordu:

Kendime eski, ucuz, manuel, sabit odaklı lenslerden bir set yapabilirim!!!!

Hem bu lensler aperatürü kıstığınızda da inanılmaz güzel görüntü sağlıyor.


(50mm, f/2.8, 1/80s, ISO 200)

Çok da kısmadım aslında...f/2.8'de bu fotoğraf.


(50mm, f/2.8, 1/80s, ISO 200)

Bu da aynı fotoğrafın 100% croplanmış hali. K20d'de 100% yakınlaşıp bakmak aslında gaddarca bir yöntem. 14.6MP sensör sonuçta. Bir çok lens bu çözünürlükte tam net görüntü sağlayamıyor. Ama görüldüğü gibi emektar 50mm f/1.4, K20d'nin 14.6 MP'lik sensörünü gayet net bir şekilde doldurabiliyor.

Yine de ışığın yeterli olduğu durumlarda kullanım rahatlığından dolayı 18-250'mden vazgeçebileceğimi sanmıyorum :)

Işığınız bol olsun.

<-Önceki SayfaSonraki Sayfa->

4 Nisan 2009 Cumartesi

Enstanta...ne?

<-Önceki SayfaSonraki Sayfa->

Fotoğraf makinesini almamın üzerinden 2 ay ve yaklaşık 1000 deklanşör sesi geçtikten sonra, babamın kuzeninin oğlu, minik Arda'cığın doğum günündeyiz. Bu 2 ay boyunca makinemin ne yapabileceği ve ne yapamayacağı hakkında bir fikir sahibi olmuştum. Özellikle İtalya gezisinde farketmiştim ki, açık ve güneşli havalarda süper fotoğraflar çekebilmeme karşın, Roma'nın ve Vatikan'ın muhteşem müzelerinde düşük ışık altında çektiğim fotoğraflar bulanık ve/veya karlı gözüküyordu(ISO grain...bu konu kendi başına bir post gerektiriyor, ayrıca anlatacağım).

Dünya kültürünün şaheseri olan bu değerlerin benim fotoğraflarımda bulanık çıkmalarını hazmedebilirim. Ama Didem Abla ve Önder Ağabey'in şaheseri olan Arda'nın doğumgünü fotoğrafında bulanık çıkmış olmasını gerçekten hazmedemedim.



Bu fotoğraf o gün çektiğim sayısız başarısız fotoğraftan sadece biri...hatta en iyisi. Flaş kullanmak istemedim çünkü uykudan yeni uyanmıştı ve huysuzlanmasını istemiyordum.

Sol dirseğimi koyabileceğim bir tabure vardı. Dirseğimi dayadım. Sol elimin baş ve işaret parmakları ile lensi tutup, sol elimin sol alt köşesi ile fotoğraf makinesinin gövdesini destekledim. Sağ elimle gövdenin sağ tarafını kavrayıp parmağımı yavaşça deklenşöre dokundurdum. Bu arada vizörden Arda'nın kadraja girip girmediğini kontrol ettim. Deklanşörü yarım indirip otomatik odaklamayı gerçekleştirdikten sonra askerdeki atış talimlerini hatırladım.

Askerdeki atış talimlerinden hatırladığım şey, tüfeği doğru şekilde tuttuktan sonra nefesi tamamen verip, vücudun titremesini engelleyip, tetiği düşürmek gerektiğiydi. Fotoğraf çekerken de bu tekniği kullanmam gerektiğini düşündüm. Çünkü vizördeki ilk rakam bana 4 diyordu. Saniyenin 4'de biri yani 0.25 saniye boyunca diyafram açık kalacaktı.

Nefesimi verdim ve yavaşça deklanşörü indirdim. bu kadar uğraşıma rağmen sonuç yine de bulanık çıkmıştı.

Peki çözüm neydi? Sadece benim titremem değil, afacan Arda'cığın hareket etmesi de bubulanıklığa sebep olmuştu. Yani ben istediğim kadar sabit kalayım, Arda hareket ettiği sürece bu fotoğraf istediğim şekilde çıkmayacaktı.

Günün kalanında flaş kullanmaya mecbur kaldım. Güzel bir doğumgününün ardından eve döndüğümüzde fotoğrafı bilgisayara yükledim ve özelliklere baktım:

Odak uzunluğu 31mm, Poz süresi 1/4s, f-durağı 4.5, ISO 400

f-durağı 4.5, lensin bu odak uzunluğunda erişebileceği maksimum aperatür aralığı olduğundan f-durağını daha küçültme imkanım yoktu. ISO'yu daha yükseltmek de istemiyordum. Makineyi aldığımdan beri evimde kendi kendime yaptığım denemelerde bile iyi sonuçlar elde edemiyordum. Işık resmen yetmiyordu. Bu sorundan tek muzdarip olan kişi ben olamazdım. Hemen google'dan araştırmaya başladım...ve şu gerçeği öğrendim:

Daha geniş aperatür oranlı lensler de var!!!

Benim standard kit lensim 18-55 f/3.5-5.6'idi. Fakat diğer lensleri incelediğimde f/2.8, f/2, f/1.8 gibi lenslerin de varlığını gördüm. Sorun kafamda çözülmeye başlamıştı. Daha geniş aperatürlü bir lens alırsam enstantane hızını yükseltebilir, düşük ışıkta çok daha net fotoğraflar çekebilirdim!!

....ve fotoğrafçılık için küçük benim için ise büyük bir adım sayılacak kararı aldım: "Canon EF 50mm f/1.8 II lens alacağım!". Canon'un en ucuz lensi sayılabilecek bu lens sabit odak uzunluklu bir lens. Yani zoom edemiyorsunuz. Tek bir kadrajınız var ve objenizi kadraja sığdırmak için ayaklarınıza güvenmek zorundasınız.

2 hafta sonra EF 50mm f/1.8 işyerinde masamın üzerinde duruyordu. Hızlı bir şekilde fotoğraf makinemin lensini çıkartıp yeni oyunca....lensimi makinaya yerleştirdim. Birşeylerin, birilerinin fotoğrafını çekmeliydim. Ofisdeki ışık seviyesi herhangi bir iç mekanda olacak kadardı. Yerimden fırladım ve ilk gördüğüm kişi olan Ahmet'in hızlı bir şekilde fotoğrafını çektim.



Herhangi bir yerden destek almadım. Sadece ayaktayım, nefes falan da vermedim. Av modunda f-değerini 1.8'e getirip odaklayıp deklanşöre bastım. Ahmet o anda belki bana bir şey söylemeye çalışıyordu. Fakat ne Ahmet'in hareketi ne de benim herhangi br titremem fotoğrafa etki etmemişti. Çünkü enstantane hızı 1/160 olmuştu. Saniyenin 160'da biri süresince açık kalmıştı diyafram. Dar alan derinliği sayesinde Ahmet ön planda kalmış, ofisin arka planı ise yumuşamış ve ilgi çekmez hale gelmişti.

Enstantane hızı ile f-durağı arasındaki ilişkiyi çok kısa bir şekilde anlatıp bu yazımı bitireceğim. Av modunda tekerleği her çevirişinizde f değerini 1/3 "durak" değiştirirsiniz. Her 3 "Tık" da bir "Tam durak" noktalarına gelirsiniz. Bu tam durak değerleri şu şekildedir.

1, 1.4, 2, 2.8, 4, 5.6, 8, 11, 16, 22

Aynı şekilde Enstantane süresi içinde tam duraklar mevcuttur.

1, 2, 4, 8, 15, 30, 60, 120, 250, 500

Aynı ışık ve ISO değeri için, bu durakları referans olarak kullanabilirsiniz. Yani eğer f değeri 4 için fotoğraf makinasının ölçtüğü enstantane değeri 1/4 saniye ise f değeri 1.4 için (3 durak aşağı) enstantane değeri 1/30 (3 durak yukarı) olacaktır.

Hemen laf arasında sıkıştırayım, bu değerlerin karşılıklı hareketlerini görmek için makinanızı P moduna alın ve vizörden bakarken tekerleği çevirin. Enstantane durağı düşerken f durağı yükselecektir. Bu modda otomatik mod sizin için en uygun pozlama ayarlarını seçecek ve siz tekerleği çevirerek aynı ışık miktarı için değişik f/enstantane ikilisiniden istediğinizi seçebileceksiniz. Bu sayede hem otomatik modun rahatlığına hem de alan genişliği seçimine sahip olacaksınız.

Bir sonraki yazıda biraz ISO dan ve dijital çağın karanlık odasından bahsedeceğim.

<-Önceki SayfaSonraki Sayfa->